Nisa Suresi’nin Fazileti

kadin-nisa

Kur’an-─▒ Kerim’in d├Ârd├╝nc├╝ suresi. Y├╝z yetmi┼č alt─▒ ayet, ├╝├ž bin yedi y├╝─▒ k─▒rk be┼č kelime ve on d├Ârt bin be┼čy├╝z otuz be┼č harften ibarettir. Fas─▒las─▒ elif, l├óm, mim ve nun harfleridir. Meden├« surelerden olup, n├╝z├╗l s─▒ras─▒ M├╝mtehine suresinden sonra gelmektedir. Baz─▒ b├Âl├╝mlerinde kad─▒nlarla alakal─▒ h├╝k├╝mlerden bahsedildi─či i├žin bu ad─▒ alm─▒┼čt─▒r. Bakara suresinden sonra Kur’an’─▒n en uzun suresidir. Hz. ├éi┼če’den rivayet edildi─čine g├Âre Resulullah (s.a.s) ┼č├Âyle buyurmu┼čtur: Kur’an’─▒n yedi uzun suresini kim ├Â─črenip bellerse, o ki┼či bilgin say─▒l─▒r” (Ahmed b. Hanbel, VI, 73, 82; Hakim, II, 305) buyurmu┼čtur. Nisa suresi de bu sureler aras─▒ndad─▒r.

Nisa suresi, Uhud sava┼č─▒n─▒n pe┼činden ba┼člayarak hicri sekizinci seneye kadar uzanan bir zaman zarf─▒nda b├Âl├╝m b├Âl├╝m n├ózil olmu┼čtur. Sureyi olu┼čturan b├Âl├╝mlerin n├╝z├╗l tarihlerinin tesbit edilmesi zor olmakla birlikte, ele ald─▒─č─▒ konular ve bunlar─▒n dayand─▒─č─▒ sebepler g├Âz├Ân├╝nde bulundurularak belirgin olmamakla birlikte n├╝z├╗l seyrini takibetmek m├╝mk├╝nd├╝r. ├ľrne─čin, ┼čehitlerin miraslar─▒n─▒n varislerine da─č─▒t─▒lmas─▒ ve yetimlerin haklar─▒n─▒n korunmas─▒ problemi, Uhud sava┼č─▒nda yetmi┼č m├╝sl├╝man─▒n ┼čehadetinin pe┼činden ortaya ├ž─▒km─▒┼č oldu─čuna g├Âre, bu konuda d├╝zenlemelerde bulunan surenin ba┼č─▒ndan yirmi sekizinci ayetine kadar olan b├Âl├╝m├╝n bu d├Ânemde nazil oldu─ču s├Âylenebilir.

Sure, ├él-i ─░mran ve Bakara surelerinde oldu─ču gibi te┼čekk├╝l etmekte olan ─░sl├óm toplumunun kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ problemlerin ├ž├Âz├╝m├╝n├╝ i├žermektedir. Bilindi─či gibi, Mekke d├Ânemi daha ├žok, insanlar─▒n akidelerini ┼čirkin, putperestli─čin pisliklerinden temizlemek i├žin yap─▒lan m├╝cadeleye sahne olmu┼čtur. Medine’ye hicret ile ─░slam devlet haline gelmi┼č ve b├╝nyesinde toplad─▒─č─▒ insanlar─▒n ahlak├«, sosyal, ekonomik ve siyasi y├Ânden gerekli olan e─čitimlerinin verilmesi durumu ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒. Bir taraftan, gen├ž ─░slam devletini her taraftan ku┼čatan m├╝┼črik g├╝├žlerle sava┼č─▒rken ayn─▒ zamanda ─░slam sava┼č hukuku prensipleri vazediliyor, di─čer taraftan da ilahi hikmetin gere─či olarak geli┼čen olaylar birer n├╝z├╗l sebebi k─▒l─▒narak toplumu ilgilendiren b├╝t├╝n konular─▒n Rabban├« emirler ├žer├ževesinde tanzim edilmesi olay─▒na ┼čahit olunuyordu.

Bu suredeki h├╝k├╝mlerin bir k─▒sm─▒ daha ├Ânce inen bir tak─▒m ayetlerle k─▒yasland─▒─č─▒ zaman, te┼čriin tedrici olarak, ya┼čanan hayata uyguland─▒─č─▒ g├Âr├╝l├╝r. Bunun sebebi, yerle┼čmi┼č olan de─čerlerin tek hareketle s├Âk├╝l├╝p at─▒lmas─▒n─▒n zorlu─čudur. ─░sl├óm d─▒┼č─▒ ahlak├«, k├╝lt├╝rel, sosyal, ekonomik ve politik de─čerlerin at─▒l─▒p, yerine yenilerinin konmas─▒ bir s├╝recin takip edilmesini gerekli k─▒l─▒yordu.

Nisa suresi bu s├╝recin ├Ânemli bir merhalesini olu┼čturmaktad─▒r. Cahil├« putperest d├╝zenin inananlar ├╝zerindeki etkilerini yoketmek, onlara kendine has yepyeni bir kimlik kazand─▒rmak i├žin toplumun temelini olu┼čturan esaslar ├╝zerinde d├╝zenlemelerde bulunmaktad─▒r. Bu yeni ┼čekil, ilah├« bir kaynaktan geldi─či i├žin tarih i├žindeki belirli bir zaman dilimini de─čil k─▒yamete kadar insanlar─▒n b├╝t├╝n ihtiya├žlar─▒n─▒ kar┼č─▒layacak m├╝kemmelliktedir. Zaten te┼črideki tedricilikden g├Âzetilen hedef, ─░sl├óm─▒n h├╝k├╝mlerinin pe┼čis─▒ra g├Ânderilip, se├žkin bir topluluk taraf─▒ndan prati─če d├Âk├╝lerek, sonraki nesillere bir ├Ârnek te┼čkil etmesidir.

Surenin, cahiliyetin pisliklerinden temizlemeyi hedef ald─▒─č─▒ toplumun i├žinde bulundu─ču durumu inceledi─čimiz zaman, ├ža─člar boyu ayn─▒ kalan bir s├╝reklilik i├žerisinde cahili ve m├╝┼črik toplumlar─▒n ayn─▒ haks─▒zl─▒klar─▒ ve zul├╝mleri i┼čledikleri g├Âr├╝l├╝r. Yani o zamanki Arap toplumu ve i├žinde bulundu─ču durum, bug├╝n├╝n m├╝┼črik putperest cahil├« toplumlar─▒n─▒n ve d├╝zenlerinin i├žinde bulundu─ču durumdan hi├ž te farkl─▒ de─čildir.

Nisa suresinin de─či┼čtirmeyi hedef ald─▒─č─▒ toplum nas─▒l bir toplumdu? Bak─▒ld─▒─č─▒nda, g├╝├žs├╝z kimselerin haklar─▒n─▒n ├ži─čnenmekte, ├Âzellikle yetim k─▒zlar─▒n haklar─▒, kendilerini ve mallar─▒n─▒ korumalar─▒ gereken vas├«leri taraf─▒ndan gasbedilmekte ve kad─▒nlara hi├žbir hak tan─▒nmadan zulmedilmekte oldu─ču g├Âr├╝l├╝r. Kad─▒nlar, mirastan mahrum b─▒rak─▒lmaktayd─▒ ve bir e┼čya gibi kocas─▒ ├Âld├╝─č├╝nde ona elkonulmakta ve evlere hapsedilerek haklar─▒ ├ži─čnenmekteydi.

Sureye, insano─člunun yarad─▒l─▒┼č─▒ hat─▒rlat─▒larak durumunu de─čerlendirmesi ve g├Ânderilen emirlere uymas─▒ i├žin bir uyar─▒ yap─▒larak girilmektedir. Ayn─▒ ┼čekilde bu ilk ayet sosyal hayat─▒n ├╝zerine bina edildi─či ─░sl├óm’─▒n temel kaidelerinden birisini olu┼čturmaktad─▒r. Akrabal─▒k, toplumun sosyal ve ahlak├« b├╝t├╝n de─čerlerini i├žeren bir kurum olarak telakki edildi─činden Allah Te├ól├ó, ilk ayetle birlikte, akrabal─▒k ba─člar─▒n─▒n kopar─▒lmamas─▒ hususunda kendisinden korkulmas─▒ gerekti─čini bildirmektedir:

“Ey insanlar, sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da e┼čini yaratan ve bu ikisinden bir ├žok erkek ve kad─▒n t├╝reten Rabbinizden korkun. Ad─▒na bir birinizden dilekte bulundu─čunuz Allah’tan korkun ve akrabal─▒k ba─člar─▒n─▒ koparmaktan sak─▒n─▒n. Muhakkak ki Allah, sizin ├╝zerinizde tam bir g├Âzeticidir” (1).

Bu uyar─▒n─▒n hemen pe┼činden yetimlerin haklar─▒n─▒n korunmas─▒ konusundaki emir ve h├╝k├╝mler yer almaktad─▒r: “Yetimlere mallar─▒n─▒ verin. Temizi murdara de─či┼čmeyin. Onlar─▒n mallar─▒n─▒ kendi mallar─▒n─▒za katarak yemeyin. ├ç├╝nk├╝ bu b├╝y├╝k bir g├╝naht─▒r” (2).

Yetimlerle ili┼čkiler d├╝zenlenirken evlilik ve nik├óh konusu da g├╝ndeme getirilerek, y├╝r├╝rl├╝kte olan ├žarp─▒kl─▒klar yeniden bir d├╝zenlemeye tabi tutulmaktad─▒r. Allah Te├ól├ó, e┼čit davran─▒lmak ve haks─▒zl─▒ktan emin olunmak kayd─▒yla birden fazla evlili─če izin vermektedir. Ancak bu ayn─▒ anda d├Ârt kad─▒nla evlilik kurmakla s─▒n─▒rland─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r.

Kad─▒nlar─▒n mehir konusundaki haklan zikredilirken ayn─▒ zamanda yetimlerle alakal─▒ h├╝k├╝mler ve uyulmas─▒ icabeden prensipler ayr─▒nt─▒l─▒ bir ┼čekilde ortaya konulmaktad─▒r. Bu arada, miras hukukunun esaslar─▒ tesbit edilerek aile fertlerinden her bireyin tahakkuk eden hakk─▒n─▒n kendisine verilmesi tenbihlenmektedir:

“Bunlar, Allah’─▒n s─▒n─▒rlar─▒d─▒r. Kim Allah’a ve Resul├╝ne itaat ederse, Allah onu, altlar─▒ndan ─▒rmaklar akan cennetlere sokar, orada ebedi kal─▒rlar. ─░┼čte b├╝y├╝k kurtulu┼č budur. Kim de Allah’a ve O’nun Resul├╝ne kar┼č─▒ gelir, O’nun s─▒n─▒rlar─▒n─▒ a┼čarsa, Allah onu ebedi kalaca─č─▒ ate┼če sokar. Onun i├žin al├žalt─▒c─▒ bir azap vard─▒r” (13-14).

Pe┼činden zina su├žu zikredilerek verilmesi gereken cezalar bildirilmektedir (15-16). Ancak buradaki h├╝k├╝mler daha sonra nazil olan N├╗r suresindeki ayetlerle de─či┼čtirilmi┼čtir.

E┼člerinden ayr─▒lmak isteyenler, mehir konusunda onlara haks─▒zl─▒k yapmamalar─▒ i├žin uyar─▒larak, evlenilmesi haram olan kimseler zikredilmektedir (23).

Allah Te├ól├ó, evlilik, aile i├ži ili┼čkiler, evlenilmesi hel├ól ve haram olan kimseler ve bunlara ait h├╝k├╝mleri teferruatl─▒ olarak bildirdikten sonra bu konudaki malumat─▒n ayr─▒nt─▒l─▒ bir ┼čekilde verilmesinin hikmetini ┼č├Âyle ifade etmektedir:

Allah size dininizin h├╝k├╝mlerini a├ž─▒klamak, sizden ├Ânceki do─čru kimselerin yoluna iletmek ve sizin g├╝nahlar─▒n─▒z─▒ ba─č─▒┼člamak istiyor. ├ç├╝nk├╝ Allah ├élimdir, h├╝k├╝m ve hikmet sahibidir” (26).

Hemen pe┼činden iman edenler, mallar─▒n─▒ aralar─▒nda bat─▒l yollarla yememeleri konusunda uyar─▒larak kar┼č─▒l─▒kl─▒ r─▒zaya dayanan ticaretle ge├žimlerini temin etmelerinin hel├ól oldu─ču bildirilmekte, sonra, tekrar ana-baba ve akrabalarla alakal─▒ miras konusuna d├Ân├╝lmekte (33) ve erkeklerin e┼člerine, baz─▒ olumsuz hareketleri kar┼č─▒s─▒nda nas─▒l davranmalar─▒ gerekti─či ├╝zerinde durulmaktad─▒r.

─░man eden kimselerin ├ževrelerine kar┼č─▒ baz─▒ sorumluluklar─▒ vard─▒r. Allah Te├ól├ó, kendisine ibadet edilmesini ve hi├žbir ┼čeyin kendisine ortak ko┼čulmamas─▒n─▒ bildirdikten sonra, m├╝minlerin beraberinde ya┼čad─▒klar─▒ insanlara iyilikte bulunmalar─▒n─▒ emretmektedir: Allah’a ibadet edin. O’na hi├žbir ┼čeyi ortak ko┼čmay─▒n. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan kom┼čulara, yan─▒nda bulunan arkada┼ča, yolda kalanlara, sahip oldu─čunuz k├Âlelere iyilik edin. ┼×├╝phesiz Allah, kibirlenen ve ├Âv├╝nen kimseyi sevmez” (36).

─░┼čte bu kibirlenen, di─čer insanlara kar┼č─▒ b├╝y├╝kl├╝k taslayan kimseler mallar─▒ndan muhta├ž olanlara hi├žbir harcama yapmazlar ve di─čer varl─▒kl─▒ kimselere de kendileri gibi olmalar─▒n─▒ tavsiye ederler. Allah Te├ól├ó, bu davran─▒┼č ┼čeklini k├ófirlere ait bir ├Âzellik olarak nitelerken ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

“Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrili─či emrederler. Allah’─▒n kendilerine lutfundan verdi─či nimeti gizlerler. Biz, k├ófirlere al├žalt─▒c─▒ bir azap haz─▒rlad─▒k” (37).

Daha sonra namazla alakal─▒ baz─▒ h├╝k├╝mler bildirilmektedir. Ancak, ayetin; “Ey iman edenler! Sarho┼čken ne s├Âyledi─činizi bilinceye kadar namaza yakla┼čmay─▒n…” (43) mealindeki k─▒sm─▒ daha sonra n├ózil olan; “Ey iman edenler! ─░├žki, kumar, putlar ve fal oklar─▒ sadece ┼čeytan─▒n i┼činden birer pisliktir. Bu pislikten ka├ž─▒n─▒n ki, kurtulu┼ča eresiniz” (el-Maide, 5/90) mealindeki ayet ile neshedilmi┼č ve i├žki kesin olarak yasaklanm─▒┼čt─▒r.

Pe┼činden gelen ayetler, kitap ehlinin i├žinde bulundu─ču sap─▒kl─▒klar─▒ ve inanan insanlar─▒ imanlar─▒ndan d├Ând├╝rmek i├žin g├Âsterdikleri gayretleri ortaya koymakta ve onlar─▒n Allah’a iftira edip, puta ve ┼čeytana inand─▒klar─▒; inkarc─▒lar─▒ m├╝minlere tercih ettikleri, Allah’─▒n kitab─▒ndaki ger├žekleri tahrif ettikleri ve bu kimselerin Allah taraf─▒ndan lanetlendi─či bildirilmektedir:

Allah’─▒n l├ónet etti─či kimseler, i┼čte bunlard─▒r. Allah kime l├ónet ederse art─▒k sen ona bir yard─▒mc─▒ bulamazs─▒n ” (52).

Allah Te├ól├ó, iman edip salih amel i┼čleyenlerin m├╝kafat olarak elde edecekleri cennet ve oradaki nimetleri zikrettikten hemen sonra, emir sahiplerinin, topluma ait g├Ârevlere atamalarda bulunurken ve inananlar─▒n idarecilerini se├žerken nas─▒l davranmalar─▒ gerekti─čini ve h├╝kmederken adil olmalar─▒ icabetti─čini bir emir ┼čeklinde bildirmektedir:

“Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar aras─▒nda h├╝kmederken adaletle h├╝kmetmenizi emrediyor. Allah size ne g├╝zel nasihat ediyor. Allah Semi’dir, Basir’dir” (58).

Sure’de toplumun k├╝├ž├╝k birimlerinde meydana gelen evlilik, aite i┼či ili┼čkiler ve akrabalar ile ilgili m├╝nasebetlere ait h├╝k├╝mler ve ├Â─č├╝tler teferruatl─▒ bir ┼čekilde verildikten sonra, ─░sl├óm’─▒n b├╝t├╝n├╝n├╝ kapsayan; din├«, siyas├«, k├╝lt├╝rel sistemin temelini olu┼čturan prensipleri ortaya koyan; “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere itaat edin. E─čer Allah’a ve ahiret g├╝n├╝ne iman ediyorsan─▒z, aran─▒zda her hangi bir ┼čeyde anla┼čmazl─▒─ča d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝z zaman onun h├╝km├╝n├╝ Allah’a ve Peygamber’e havale edin. Bu, daha hay─▒rl─▒d─▒r. Ve netice bak─▒m─▒ndan daha g├╝zeldirÔÇŁ (59) mealindeki ayet gelmektedir.

Kur’an, tek ger├žek otorite olan Allah Te├ól├ó’ya tam bir teslimiyetle itaat etmeyi dinin temel prensibi olarak ortaya koymaktad─▒r. ─░man etmi┼č hi├ž bir kimseyi, ba┼čka ba─člar ve zorunluluklar Allah’a itaatten y├╝z ├ževirmeye zorlayamaz. O’na itaatin s├Âzkonusu oldu─ču yerde m├╝min i├žin, boyun e─čmekten ve emredileni yerine getirmekten ba┼čka bir se├ženek yoktur. Ba┼čka bir ┼čeye olan ba─čl─▒l─▒k veya itaat olay─▒, Allah Te├ól├ó’ya itaat ile alakas─▒ olmayan ve O’na isyan─▒ i├žermeyen konularda kabul edilebilir. ─░man etmekle m├╝minin kabullenmi┼č oldu─ču, Allah Te├ól├ó’n─▒n tek Rab ve itaat edilmeye lay─▒k tek ─░lah olmas─▒ ger├že─či, di─čer b├╝t├╝n ba─čl─▒l─▒k ve ahidleri ge├žersiz k─▒lmaktad─▒r. Resulullah (s.a.s) bunu:

“Yarat─▒c─▒ya isyan─▒n s├Âzkonusu oldu─ču yerde yaratt─▒klar─▒ndan hi├žbirine itaat edilmez” s├Âz├╝yle net bir ┼čekilde ortaya koymu┼čtur.

Ayette ikinci olarak zikredilen Peygambere itaat emri Allah Te├ól├ó’ya itaat etmenin tek yoludur. ├ç├╝nk├╝, Allah Te├ól├ó’n─▒n emirlerini ├Â─črenmenin tek kayna─č─▒ Peygamberdir. Bunun i├žindir ki, Allah’a itaat etmek O’nun Resul├╝ne itaat etmekle m├╝mk├╝n olmaktad─▒r. Peygambere isyan, ona ba─čl─▒l─▒ktan y├╝z├ževirme, onu g├Ândermi┼č olan Allah Te├ól├ó’ya isyan etmek demektir. Resulullah (s.a.s) ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:”Kim bana itaat ederse Allah’a itaat etmi┼č olur. Kim de bana isyan ederse Allah’a isyan etmi┼č olur”

Surenin daha sonra gelen bir ayeti de ayn─▒ ger├že─či vurgulamaktad─▒r: “Kim peygambere itaat ederse, ┼×├╝phesiz Allah’a itaat etmi┼č olur. Kim de y├╝z├ževirirse, Biz seni onlar─▒n ├╝zerine koruyucu g├Ândermedik” (80).

Ayette, ├╝├ž├╝nc├╝ olarak Allah ve Resul├╝nden sonra, m├╝sl├╝manlar─▒n aralar─▒ndan se├žip, i┼člerini idare etmeleri i├žin g├Ârevlendirdikleri, emir sahiplerine (ulul-emr) itaat emredilmektedir. Ulul-emr kavram─▒n─▒n kapsam─▒ ├žok geni┼č olup, toplumun en y├╝ksek kademelerinden en alt kademelerine kadar, b├╝t├╝n idarecileri kapsamaktad─▒r. Bu y├Âneticiler, m├╝sl├╝man olduklar─▒, Allah’a ve Resul├╝ne itaat ettikleri s├╝rece onlar─▒n emrettikleri ┼čeyleri yapmak, verdikleri g├Ârevleri yerine getirmek im├ón├« bir y├╝k├╝ml├╝l├╝kt├╝r. Allah’a ve Resul├╝ne itaat etmeleri, onlara itaat─▒n ├Ân ┼čart─▒d─▒r. Bu ┼čartlar─▒ ta┼č─▒d─▒klar─▒ ve emrettikleri ┼čeyler Allah’a isyan─▒ i├žermedi─či m├╝ddet├že bu emir sahiplerine kar┼č─▒ ├ž─▒kmak, onlara isyan etmek caiz de─čildir. Resulullah (s.a.s) ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

“Emretti─či ┼čey g├╝nah olmad─▒─č─▒ s├╝rece, bir m├╝sl├╝man─▒n kendilerine yetki verilen idarecilerin emirlerine, ho┼člans─▒n veya ho┼članmas─▒n itaat etmesi gerekir. E─čer, y├Ânetici ona g├╝nah olan bir ┼čeyi yapmas─▒n─▒ emrederse, o y├Âneticiyi dinlememeli ve emirlerine de itaat etmemelidir” (Buhar├«, M├╝slim).

Ayetin, ortaya koydu─ču d├Ârd├╝nc├╝ prensip, m├╝sl├╝manlar─▒n; aralar─▒ndaki ihtilaflar─▒n, y├Âneticiler ile ortaya ├ž─▒kan problemlerin ├ž├Âz├╝m├╝ ve toplumsal hayat─▒n fert fert b├╝t├╝n├╝n├╝ i├žine alan m├╝nasebetlerin tanzim edilmesinde Allah Te├ól├ó’n─▒n emirleri ve peygamberinin s├╝nnetini esas alarak, koymu┼č olduklar─▒ h├╝k├╝mlere eksiksiz uyulmas─▒ ve boyun e─čilmesi olay─▒d─▒r. Bu iman├« bir y├╝k├╝ml├╝l├╝kt├╝r. Meselelerin ├ž├Âz├╝mlenmesi i├žin bu mercilere gidilmedi─či takdirde, Allah’a kulluk ve O’nun Resul├╝ne itaatten y├╝z ├ževrilmi┼č ve iman ├žer├ževesinin d─▒┼č─▒na ├ž─▒k─▒lm─▒┼č olur. Allah Te├ól├ó bu ger├že─či ┼č├Âyle ifade etmektedir: “…E─čer Allah’a ve ahiret g├╝n├╝ne iman ediyorsan─▒z, herhangi bir ┼čeyde anla┼čmazl─▒─ča d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝z zaman onun h├╝km├╝n├╝ Allah’a ve Peygambere havale edin… ”

─░nsanlar m├╝minler olduklar─▒n─▒ iddia ettikleri halde, kendileriyle alakal─▒ kararlar vermesi i├žin kitap ve s├╝nnetten ba┼čka bir otoriteye ba┼čvurduklar─▒ ve verdi─či h├╝kme r─▒za g├Âsterdikleri takdirde ger├žekte birer ink├órc─▒ durumundad─▒rlar. Allah Te├ól├ó bu kimselerin durumlar─▒n─▒; “Sana indirilen Kur’an’a ve senden ├Ânce indirilen kitaplara iman ettiklerini iddia edenleri g├Âr├╝yor musun? Onlar, hakem olarak ta─čuta ba┼čvurmak istiyorlar. Halbuki kendilerine ta─čutu ink├ór etmeleri emredilmi┼čti. ┼×eytan onlar─▒ derin bir sap─▒kl─▒─ča d├╝┼č├╝rmek istiyor” (60). Ayette ta─čut kelimesi, Allah’─▒n h├╝k├╝mlerine g├Âre karar vermeyen, Allah’─▒ tek hakim, Resul├╝n├╝ de niha├« otorite olarak tan─▒mayan h├╝k├╝m sistemini tan─▒mlamaktad─▒r (bk. Ta─čut mad.).
M├╝naf─▒klar─▒n, Allah’─▒n ve Resul├╝n├╝n h├╝km├╝ne uyma konusundaki nifaklar─▒ dile getirildikten sonra, peygamberlik m├╝essesesinin fonksiyonu; “Biz, b├╝t├╝n peygamberleri Allah’─▒n izniyle kendilerine ancak itaat edilsin diye g├Ânderdik…” ifadesiyle ortaya konmaktad─▒r. Arkas─▒ndan Allah Te├ól├ó kasem ile, ihtilaflar─▒n─▒ Peygambere g├Ât├╝rerek, onun verdi─či karara mutmain bir kalp ile raz─▒ olup, boyun e─čmedik├že hi├ž kimsenin iman etmi┼č say─▒lmayaca─č─▒ ger├že─čini net bir ┼čekilde g├Âzler ├Ân├╝ne sermektedir:

“Rabbine yemin olsun ki; aralar─▒ndaki anla┼čmazl─▒klarda seni hakem se├žip sonra da verdi─čin h├╝kme i├žlerinde bir s─▒k─▒nt─▒ duymadan tamam─▒yla boyun e─čmedik├že, iman etmi┼č say─▒lmazlar” (65). Bu ayet ├Ânceki ayetlerde bahsedilen hususlar─▒ kesin bir sonuca ba─člamaktad─▒r.

Surede, itaat konusu ete al─▒nd─▒ktan sonra, Allah’─▒n dinini y├╝celtmek, O’nun nurunu s├Ând├╝rmek isteyen m├╝┼črik g├╝├žlerin sald─▒r─▒lar─▒n─▒ etkisiz k─▒lmak ve ─░sl├óm tebli─činin ├Ân├╝ndeki ta─čut├« engelleri ortadan kald─▒rmak i├žin ka├ž─▒n─▒lmaz bir y├╝k├╝ml├╝l├╝k olan cihad konusu i┼členmektedir. Allah Te├ól├ó, iman eden kimselere seslenerek ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

Ey ─░man edenler! Tedbirinizi al─▒n. B├Âl├╝k b├Âl├╝k veya toplu olarak sava┼ča gidin ” (71).

Kalbinde nifak olan bir kimse inananlar─▒n ba┼č─▒na bir musibet geldi─či zaman onlarla birlikte gitmemi┼č olmas─▒n─▒ kendisi i├žin bir nimet sayar ve; “…Allah bana nimet ihsan etti de onlarla beraber olmad─▒m ” (72) der. Ancak, m├╝minlerin lehine bir sonu├ž ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ zaman da:”… Ke┼čke onlarla beraber olsayd─▒m da b├╝y├╝k bir ba┼čar─▒ elde etseydim” der” (73).

D├╝nya hayat─▒n─▒ ├Ânemsemeyip nefislerini cennet kar┼č─▒l─▒─č─▒nda Allah Te├ól├ó’ya satan kimselere Allah yolunda sava┼čmalar─▒ bildirilmekte, pe┼činden de ta─čut├« d├╝zenlerin zulm├╝ alt─▒nda inleyen ve kurtar─▒lmalar─▒ i├žin Allah Te├ól├ó’ya kesintisiz duada bulunan mustaz’aflar─▒n bu feryadlar─▒ kar┼č─▒s─▒nda hareketsiz duran m├╝sl├╝manlara sitem edilmekte ve y├╝k├╝ml├╝l├╝kleri kendilerine ┼č├Âyle hat─▒rlat─▒lmaktad─▒r:

“Size ne oluyor da, kad─▒n, erkek ve ├žocuklardan g├╝├žs├╝z olanlar (mustaz’aflar); Ey Rabbimiz, halk─▒ zalim olan memleketten bizi ├ž─▒kar. Kendi taraf─▒ndan bize bir koruyucu ver ve yine taraf─▒ndan bize bir yard─▒mc─▒ g├Ânder” diye yalvar─▒rken Allah yolunda sava┼čm─▒yorsunuz? ─░man edenler Allah yolunda sava┼č─▒rlar. Kafirler ise, ta─čut’un yolunda sava┼č─▒rlar. O halde siz de ┼čeytan─▒n dostlar─▒yla sava┼č─▒n. ┼×├╝phesiz ki, ┼čeytan─▒n hilesi zay─▒ft─▒r” (75-76).

Allah Te├ól├ó’n─▒n sava┼č─▒ farz k─▒lmas─▒ndan dolay─▒ baz─▒ kimseler m├╝thi┼č bir ├Âl├╝m korkusuna kap─▒l─▒rlar ve d├╝┼čmanlar─▒ndan Allah’tan korkman─▒n ├Âtesinde bir korkuyla korkar ve insanlar─▒ sava┼čtan vazge├žirmek i├žin b├╝t├╝n gayretleriyle ├žal─▒┼č─▒rlar ve; “Rabbimiz! Bize sava┼č─▒ ni├žin farz k─▒ld─▒n? Bizi yak─▒n bir zamana kadar geri b─▒rakmal─▒ de─čil miydin?… ” (77) derler. Allah Te├ól├ó insano─člu i├žin takdir edilmi┼č olan ├Âl├╝m ger├že─čini dile getirerek onlar─▒n endi┼če ve korkular─▒n─▒n ne kadar anlams─▒z bir duygu oldu─čunu; “Nerede olursan─▒z olun, ├Âl├╝m sizi yakalar. Sa─člam yap─▒lm─▒┼č kalelerde bulunsan─▒z bile…” (78) ifadesiyle dile getirmektedir.

M├╝naf─▒k ve zay─▒f inan├žl─▒ kimselerin iki y├╝zl├╝l├╝klerinin sebebi onlar─▒n Kur’an hakk─▒nda kalplerinde ta┼č─▒d─▒klar─▒ ┼č├╝pheleridir. Allah Te├ól├ó bu tip insanlar i├žin; bir delil olsun diye ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

“Kur’an’─▒ d├╝┼č├╝nm├╝yorlar m─▒? E─čer o Allah’tan ba┼čkas─▒ taraf─▒ndan olsayd─▒ onda birbirini tutmaz ├žok ┼čeyler bulurlard─▒” (82).

Ki┼čiler sadece f├óili olduklar─▒ amellerden sorumlu de─čillerdir. Ba┼čkalar─▒n─▒n i┼člemi┼č olduklar─▒ ┼čeylere arac─▒l─▒k yapmak, o i┼čin sonucunda ortaya ├ž─▒kan durumdan bir pay al─▒nmas─▒na sebep olur:

“Kim iyi bir i┼če arac─▒l─▒k ederse, onun da o i┼čten pay─▒ olur. Kim de k├Ât├╝ bir i┼če arac─▒l─▒k ederse onun da o i┼čten pay─▒ olur. Allah, her┼čeyin kar┼č─▒l─▒─č─▒n─▒ verir” (85).

Daha sonra hicretle alakal─▒ baz─▒ durumlar zikredilerek, m├╝naf─▒klar─▒n ─░sl├óm yurduna hicret etmek hususundaki ilgisizlikleri bildirilmekte ve onlara kar┼č─▒ tak─▒n─▒lmas─▒ gereken tav─▒r ve uygulanmas─▒ icabeden h├╝k├╝mler tespit edilmektedir. Allah Te├ól├ó, ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

“Ba┼čka bir tak─▒m m├╝naf─▒klar da vard─▒r ki, hem sizinle hem de kendi topluluklar─▒yla bar─▒┼č i├žinde olmak isterler. Fakat ne zaman f─▒rsat bulsalar

ihanete dalarlar. E─čer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle bar─▒┼č i├žerisinde ya┼čamak istemezler, sava┼čtan el ├žekmezlerse, onlar─▒ yakalay─▒n ve nerede bulursan─▒z ├Âld├╝r├╝n. ─░┼čte ├Âylelerine kar┼č─▒ Allah size a├ž─▒k bir yetki vermi┼čtir” (91).

Pe┼činden gelen ayette, iman etmi┼č bir kimsenin, di─čer bir m├╝mini kasten ├Âld├╝rmesinin iman etmi┼č oldu─ču halde m├╝mk├╝n olmad─▒─č─▒ bildirilmektedir. Ancak hataen ├Âld├╝r├╝rse kefaret olarak diyet ├Âdemesi icap etmektedir. ├ľld├╝r├╝len kimsenin, aras─▒nda bulundu─ču toplulu─čun durumuna g├Âre kef├óret ┼čekli de─či┼čmektedir.

Bir m├╝mini kasten ├Âld├╝ren bir kimsenin ar─▒nmas─▒ i├žin hi├ž bir yol yoktur. O kimse Allah’─▒n gazab─▒na ve l├ónetine u─čram─▒┼č oldu─ču halde ebed├« olarak kalaca─č─▒ cehennem ate┼čine at─▒lacakt─▒r.

“Bir m├╝mini kasten ├Âld├╝rmenin cezas─▒ ise i├žinde ebed├« kalaca─č─▒ cehennemdir. Allah ona gazap etmi┼č, ona l├ónet etmi┼č ve onun i├žin b├╝y├╝k bir azap haz─▒rlam─▒┼čt─▒r” (93).

─░sl├óm’─▒ ya┼čaman─▒n m├╝mk├╝n olmad─▒─č─▒ bir ortamda bulunan m├╝sl├╝manlar─▒n ellerinde imkanlar─▒ oldu─ču takdirde dinlerini serbest├že ya┼čayabilecekleri bir yere derhal hareket etmelerinin iman├« bir zorunluluk oldu─ču bildirildikten sonra, b├Âyle hareket etmeyen kimseler i├žin; “… ─░┼čte onlar─▒n dura─č─▒ cehennemdir. Oras─▒ ne k├Ât├╝ gidi┼č yeridir” (97) buyurulmaktad─▒r.

Allah Te├ól├ó, elinde g├Â├ž etmek i├žin hi├ž bir imk├ón bulunmayan ancak, i├žinde bulundu─ču durumun ┼čuurunda olarak k─▒vranan ger├žek muztaz’aflar─▒n ba─č─▒┼članacaklar─▒n─▒ bildirmektedir.

“Yaln─▒z hi├žbir ├žareye g├╝c├╝ yetmeyen ve g├Â├ž i├žin yol bulamayan ger├žekten zay─▒f erkekleri, kad─▒nlar─▒ ve ├žocuklar─▒ Allah’─▒n affetmesi umulur. ├ç├╝nk├╝ Allah ├žok affeden, ├žok ba─č─▒┼člayand─▒r” (98-99).

Daha sonra yolculuk ve sava┼č esnas─▒nda namaz─▒n k─▒l─▒nmas─▒ hakk─▒ndaki h├╝k├╝mler ve eda ┼čekli bildirilmektedir.

K├ófirler bat─▒l olan amellerini ger├žekle┼čtirmek ve ta─čutlar─▒na tabi olarak ─░sl├óm’─▒ yery├╝z├╝nden silmek i├žin ├že┼čitli zorluklara katlanarak m├╝cadele vermektedirler. M├╝sl├╝manlar─▒n iman etmi┼č olduklar─▒ ger├žekleri h├ókim k─▒lmak i├žin k├ófirlerin katland─▒klar─▒ zorluklardan daha fazlas─▒na cesaret ve sab─▒rla g├Â─č├╝s germeleri gerekir. Allah Te├ól├ó bunu; “O toplulu─ču takip etmekte gev┼čeklik g├Âstermeyin. E─čer siz ac─▒ ├žekiyorsan─▒z, onlar da sizin gibi ac─▒ ├žekmektedirler. ├ťstelik siz Allah’tan onlar─▒n ummad─▒klar─▒ ┼čeyleri ummaktas─▒n─▒z…” (104), ifadesiyle a├ž─▒klamaktad─▒r.

Allah Te├ól├ó, merhametinin geni┼čli─čini insanlara bildirerek, kendisine ┼čirk ko┼čman─▒n d─▒┼č─▒nda diledi─či kimseleri ba─č─▒┼člayaca─č─▒n─▒ bildirmektedir:

“Allah─▒n ba─č─▒┼člamad─▒─č─▒ tek g├╝nah ┼čirktir. Bunun d─▒┼č─▒nda her┼čeyi diledi─čine ba─č─▒┼člar. Allah’a ortak ko┼čan ki┼či b├╝y├╝k bir sap─▒kl─▒─ča d├╝┼čm├╝┼čt├╝r” (116).

Allah Te├ól├ó, ┼čirk i├žerisinde olan kimselerin ger├žekte ┼čeytana tap─▒nd─▒klar─▒n─▒, ┼čeytan─▒n da insanlar─▒ sap─▒tmak i├žin s├╝rekli u─čra┼čmakta oldu─čunu ve kendisine tabi olanlar─▒ bo┼č vaadler ve bo┼č ├╝mitler vererek aldatt─▒─č─▒n─▒ bildirmektedir.

“M├╝┼črikler Allah’─▒ b─▒rak─▒p bir tak─▒m ki┼čileri ├ža─č─▒r─▒yorlar ve Allah─▒n l├ónetledi─či inat├ž─▒ ┼čeytandan ba┼čkas─▒na yalvarm─▒yorlar. (Onlar─▒n uydu─ču ┼čeytan) “kullar─▒ndan belli bir pay─▒ kendime ay─▒raca─č─▒m ve onlar─▒ sap─▒taca─č─▒m. Onlar─▒ bo┼č kuruntulara sokaca─č─▒m, onlara emredece─čim, onlar da benim emrimle hayvanlar─▒n kulaklar─▒n─▒ yaracaklar. Onlara emredece─čim, Allah’─▒n yaratt─▒─č─▒n─▒ de─či┼čtirecekler”. Kim Allah yerine ┼čeytan─▒ dost edinirse a├ž─▒k bir ziyana u─čram─▒┼čt─▒r” (117-119).

Ayetteki, “Allah’─▒n yaratt─▒─č─▒n─▒ de─či┼čtirecekler” c├╝mlesi, yarat─▒klar ├╝zerinde m├╝sl├╝manlar─▒n menfaat─▒ i├žin yap─▒lan do─čru ve yerinde de─či┼čiklikleri kastetmemektedir. Ayet, e┼čyan─▒n, hayvanlar─▒n ve insanlar─▒n f─▒tratlar─▒ d─▒┼č─▒nda bir ┼čekle sokulup, kullan─▒lmalar─▒ olay─▒n─▒ tarif etmektedir. Bu anlamda de─čerlendirildi─činde, erkek ve kad─▒nlardaki cins├« sapmalar, do─čum kontrol├╝, insanlar─▒n ve hayvanlar─▒n k─▒s─▒rla┼čt─▒r─▒lmas─▒, h├╝crelerin genetik yap─▒lar─▒n─▒n de─či┼čtirilerek hilkat garibesi yarat─▒klar─▒n t├╝retilmesi gibi i┼čleri kapsad─▒─č─▒ anla┼č─▒l─▒r. ├ça─č─▒m─▒zda gen m├╝hendisli─či denilen bilim dal─▒ bu konu ├╝zerinde yo─čun uygulamal─▒ ├žal─▒┼čmalar yapmaktad─▒r. Allah Te├ól├ó’n─▒n yaratt─▒─č─▒ mahlukat─▒, ┼čekil, hal ve fonksiyonlar─▒ a├ž─▒s─▒ndan bir de─či┼čime tabi tutma i┼čleminin ┼čeytan taraf─▒ndan m├╝┼črik kimselere emr ve ilham edildi─či ortaya konmaktad─▒r.

Sure tekrar, ilk konusuna d├Ânerek, kad─▒nlar, yetim k─▒zlar, kimsesiz ├žocuklar─▒n durumlar─▒, evlilik, e┼čler aras─▒ndaki ili┼čkiler ve kad─▒nlar aras─▒nda adaletli davranma konusunda iman eden kimseleri do─čru yola iletmek i├žin etkili tavsiye ve emirlerde bulunmaktad─▒r (130-134).

Allah Te├ól├ó, iman eden kimselere hitap ederek, O’nun koymu┼č oldu─ču h├╝k├╝mler ├žer├ževesinde adaletin ger├žekle┼čtirilebilmesi i├žin ┼čahitlik konusunda, en yak─▒n akrabalar─▒n aleyhinde bile olsa, do─čruyu s├Âylemeleri gerekti─čini bildirmektedir:

Ey inananlar! Adaleti tam yerine getirerek Allah i├žin ┼čahitlik edenler olun. Adalet ve deliller kendiniz, anne-baban─▒z veya yak─▒nlar─▒n─▒z aleyhinde bile olsa, s├Âzkonusu kimse zengin de olsa fakirde olsa farketmez. ├ç├╝nk├╝ Allah ikisine de sizden daha yak─▒nd─▒r. O halde keyfinize uyarak adaletten sapmay─▒n. E─čer (┼čahitlik yaparken dilinizi) e─čip b├╝kerseniz ve do─čruyu gizlerseniz, muhakkak ki Allah yapt─▒klar─▒n─▒zdan haberdard─▒r” (135).

─░man edenlere, durumlar─▒n─▒ g├Âzden ge├žirip, hakk─▒yla ve gerekti─či ├╝zere, Allah’a, Resul├╝ne, indirdi─či Kitaba ve ├Ânceki kitaplara iman etmeleri emredilmekte ve ┼č├Âyle buyurulmaktad─▒r:

“…├ç├╝nk├╝ kim Allah’─▒, meleklerini, kitaplar─▒n─▒, peygamberlerini ve ahiret g├╝n├╝n├╝ ink├ór ederse, o b├╝y├╝k bir sap─▒kl─▒─ča d├╝┼čm├╝┼čt├╝r” (116).

M├╝naf─▒klar─▒n m├╝minlerle ve k├ófirlerle olan ve duruma g├Âre de─či┼čim g├Âsteren ili┼čkileri dile getirilerek bu kimselerin nifaklar─▒, onlar─▒n Allah Te├ól├ó’ya hile yapmak kadar b├╝y├╝k bir sap─▒kl─▒k i├žinde olduklar─▒ ve onlar─▒n ibadet yaparken sadece insanlara g├Âsteri┼č yapmay─▒ ama├žlad─▒klar─▒; M├╝naf─▒klar, Allah’─▒ aldatmaya ├žal─▒┼č─▒rlar. Halbuki Allah onlar─▒n oyunlar─▒n─▒ ba┼člar─▒na ge├žirecektir. Onlar, namaza kalkt─▒klar─▒ vakit tembel tembel kalkarlar. ─░nsanlara g├Âsteri┼č yaparlar. Allah’─▒ pek az anarlar” (142) ifadesiyle a├ž─▒kl─▒─ča kavu┼čturulmaktad─▒r.

─░man eden kimselerin k├ófirlerle dostluk kurmalar─▒, onlarla birlikte hareket etmeleri iman ger├že─činin yasaklad─▒─č─▒ bir durumdur. Allah Te├ól├ó, m├╝min kullar─▒n─▒ b├Âyle bir yola sapmaktan kurtarmak i├žin onlara ┼č├Âyle hitab etmektedir:

Ey iman edenler! m├╝minleri b─▒rak─▒p ta kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah’a apa├ž─▒k bir delil mi vermek istiyorsunuz” (144).

Surenin son k─▒sm─▒, Ehl-i Kitab─▒n ─░slam’a, onun Peygamberine ve ge├žmi┼č peygamberlere kar┼č─▒ ald─▒klar─▒ inkarc─▒ ve nifak dolu tav─▒rlar─▒n─▒ konu edinmektedir. Resulullah (s.a.s)’in ├ža─čr─▒s─▒na kar┼č─▒l─▒k ondan kendilerine g├Âkten bir kitap indirmesini isteyen kitap ehlinin bu isteklerindeki samimiyetsizlikleri ortaya konarak onlar─▒n M├╗s├ó (a.s)’dan daha b├╝y├╝─č├╝n├╝ istedikleri ve s├Âz verdikleri halde g├Ârm├╝┼č olduklar─▒ b├╝t├╝n mucizev├« delillere ra─čmen sap─▒kl─▒kta direttikleri anlat─▒lmakta ve onlar─▒n bu tav─▒rlar─▒ kar┼č─▒l─▒─č─▒nda kalplerinin m├╝h├╝rlenmi┼č oldu─ču bildirilmektedir:

Ahitlerini bozduklar─▒ ve Allah’─▒n ayetlerini ink├ór ettikleri, haks─▒z yere peygamberleri ├Âld├╝rd├╝kleri ve; kalbimiz kapal─▒d─▒r” dedikleri i├žin onlara l├ónet ettik. Do─črusu Allah, ink├ór etmeleri sebebiyle onlar─▒n kalplerine m├╝h├╝r vurmu┼čtur. Onlardan pek az─▒ iman eder” (155).

Daha sonra Allah Te├ól├ó, kullar─▒na kar┼č─▒ olan s─▒n─▒rs─▒z ve ku┼čat─▒c─▒ merhametinin bir tez├óh├╝r├╝ olarak, nasihat ├╝sl├╗buyla ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

Ey insanlar! ┼×├╝phesiz ki Peygamber, Rabbiniz taraf─▒ndan size ger├že─či getirmi┼čtir, iman edin. Bu, sizin i├žin daha hay─▒rl─▒d─▒r. ┼×ayet ink├ór ederseniz bilin ki g├Âklerde ve yerde olan her┼čey Allah’a aittir. Allah, ├élim’dir, Hakim’dir” (170).

Kitap ehline din hususunda a┼č─▒n gitmemeleri konusunda bir uyar─▒ yap─▒ld─▒ktan sonra, iman edip salih amel i┼čleyenlerin kavu┼čacaklar─▒ m├╝k├ófatlar; y├╝z├ževirip kibirlenenlerin kar┼č─▒la┼čacaklar─▒; “can yak─▒c─▒ azap”tan bahsedilmekte ve pe┼činden de yine insanlara y├Ânelik bir hitap ile Kur’an’─▒n bir delil ve apa├ž─▒k bir n├╗r oldu─ču ger├že─či; Ey insanlar!… Size, Rabbinizden bir delil geldi ve size apa├ž─▒k bir n├╗r indirdik” (174) ifadesiyle ortaya konulmaktad─▒r.

Sure, miras─▒n b├Âl├╝┼č├╝m├╝ konusunda teferruata inerek h├╝k├╝mler koyan ayetle son bulmaktad─▒r.
├ľmer Tellio─člu

(Toplam 85 , bug├╝n 1 )

─░lgili konular

Leave a Comment